kestane

  Vallahi Ege insanı bir başka oluyor.

 1 yıl önce taşındığım evimdeki karşı komşumla ilk defa dün asansörde karşılaştık.İçinizden geçirmiş bulunduğunuz büyükbaş hayvanlara durması için söylenen o üç harfli kelimeyi bende düşündüm. Haklısınız çünkü bizim örf ve adetlerimize hatta ve hatta dünyanın adetlerine aykırı. Karşı komşuyla ilk kez 1 yıl sonra karşılaşmak ne demek? Bu sevecen hanımefendi hoşgeldine gelmediği gibi kapılarımızı aynı anda  açtığımızda yüzüme bakmadan arkasını dönüp kapısını kapattığı olmuştur. Metropoller mi bizi bu hale getiriyor acaba? Bu ve bunun gibi insanlar hepimizin etrafında az çok vardır. Asansörde karşılaştığımızda beni tanımadığı gibi kaçıncı kata çıkacağımı sordu. O kadar yani:)

 Ödemiş Bıçakçı köyündeyiz.

Haydi gezelim ekibimizle birlikte İzmir Adnan Menderes havalimanından, araçla 110 km süren bir yolculuktan sonra Şirin mi şirin  Ödemiş ilçemize varmış bulunduk.Bizim ekibin keyifli halinden olsa gerek bize yol çok çabuk bitiverdi.Yol güzergahı güzel. Bol bol seralar mevcut. Özellikle Bayındır ilçesi tamamen çiçek üretimi üzerine yoğunlaşmış.Ekipçe Bıçakçı köyüne doğru yola koyulduğumuzda yollardaki manzara görülmeye değerdi. Bayındır barajı maalesef biraz kuru görünüyordu.Yinede Görülmeye değer sonbahar renklerinin uçuştuğu doğa harikası görüntüler vardı.Bıçakçı köyümüze vardığımızda biraz şımardık yine. Öylesine içten karşılandık ki anlatamam.Sevgili Ümmü Erbil nam-ı diğer Ümmü kızımız çok seviliyor. ‘Vatan TV gelmiş koş kız koş ‘diye yaygaralar duyduk desem abartmış olmam. Ne kadar sıcak ve doğallar. Aynı benim karşı komşum gibi…

Sonbahar bir güzel gelmiş ki 

En sevdiğim mevsim
En sevdiğim mevsim

Kış geldi ama, Sonbahar Bıçakçı köyünde yerleşmiş kalmış sanki bir daha gitmemek üzere. Beydağı Ovacık yaylasına kestane toplamaya çıktık. Kestane hasat mevsimi çok güzel oluyor bu zamanlarda. Köyün en büyük geçim kaynaklarından biride kestane. Bu toplanan kestaneler İtalya’ya ihraç ediliyor. İtalya’da şekerlemede kullanıyormuş. Şimdi sıkı durun. Her yıl 4000 ton kadar kestaneyi İtalya’dan tek bir şahıs alım yapıyormuş. Gördün mü elin İtalyanını? Kapmış bizim iri iri kestaneleri. Kilosunu 612 TL arasında satıyor bizimkiler. Elin adamı kim bilir kaça satıyordur memleketinde? 🙂

odemis-kestaneKestane kabuğu diklenli çıplak elle pekde dokunulamıyor. Toplanması biraz zahmetli. Rahmetli babamın bir sözü vardır. Aklıma geliverdi. Çocukluğumuzda, biz kardeşler serzenişte bulunduğumuzda söylerdi. ‘Kestane kabuğundan çıkarmış kabuğunu beğenmezmiş  Dikenli kabuk onu koruduğu halde, kestane kabuğuna yinede burun kıvırırmış. Nankör kestane nolacak 🙂

Mekanın cennet olsun babacım.

Kestaneler Ekim ayının başlarında ağaçtan çırpılmaya başlanıyor. Bu arada kafanı dikenlerden kollayamazsan yandın ! Sonrasında eğrelti otlarının altına saklanıyorlar.  Bu süreç kabuklardaki dikenlerin iyice çürümesi içinmiş. ay kadar bekletildikten sonra takribi Kasım 5 gibi toprak altından çıkartılıyorlar. Önceleri, çürümüş olan kabukları köylüler elleriyle tek tek temizlerlermiş. Daha sonra yerli bir firma kestane kabuğu ayıklama makinesi üretmiş ve köylüler çok büyük bir zahmetten kurtulmuşlar. Bir dua ediyorlar ki anlatamam üreten firma sahibine 🙂 Haksızda sayılmazlar elime alarak fotoğraf çekemedim maalesef Bir başkasının eline verdim de çektim gördüğünüz fotoğrafı. Vay adamcağızın elinin haline. Karşı komşuma hediye olarak mı getirseydim acaba…

Cennet elması kurusu pek bir meşhur.

Biz ekipçe bayıldık.

Ben şahsen ilk defa denedim. Bilenler bilir ama ben bilemedim. Etraf beni uyarana kadar epeyce bi yedim galiba. Efendim güzelce bağırsaklarımızı çalıştırıyormuş cennet elması. Biraz geç oldu ama sonunda öğrendim. Sonrasını ne siz sorun ne ben söyleyeyim.Şu kadarı sanırım yeterli olacak. Kabızlığa birebirmiş …

Geçim kaynaklarının diğerleri ise barbunya, zeytincilik, zeytinyağı, meyve fidancılığı, hayvancılık, ve yeni yeni başlamış oldukları arıcılık. Meyilli bir bölge de yaşadıklarından barbunya yetiştirmek için meyilli arazilerine teras yöntemi geliştirmişler. Oldukça akıllıca bir yöntem.

Efsanelere bayılırım

Köyün aşağı kısmında (bana öyle anlatılıyor, aynen aktarıyorum) Birileri toprağı eşelerkene toprak altında bir çıpa çıkıvermiş. Herkes buna çok şaşırmış. Denizden bu kadar uzak bir mesafede toprak altından neden böyle birşey çıkmış? Ben burada hemen söze atladım tabii. Biraz daha kazsanız belki gemi bulurdunuz diye. Aramışlar ama bulamamışlar bunuda öğrenmiş olduk. Efendime söyleyeyim köyümüzün hatırı sayılır bilirkişileri bir karara varmışlar sonunda. Yıllar evvel, Ödemiş ovasından tutunda Bıçakçı köyü eteğine kadar her yerin deniz olduğuna karar vermişler. Yani en büyük merci kararını vermiş laf düşmez artık. Merak edenler haritada açıp bir zahmet bakıversinler deniz neredeymiiiiş nerelere gidivermiş 🙂

Kuyu kebabı yemeden dönülmez

Fatih Bedir çekimde
Fatih Bedir çekimde
Çek içine
Çek içine
Oğlak eti
Oğlak eti
kestane kebap
kestane kebap
Veeee hazır
Veeee hazır
kestane topladık
kestane topladık

 

 

 

 

 

 

jest
jest

2 Yorumlar

  1. Asansördeki komşunuzdan bahsederken aslında şu anda tüm toplumun aynı durumda olduğunu bildiğiniz o kadar aşikar’ki ama kendimize itiraf edemediğimiz aslında yerdiğimiz karşımızdakinden hiç bir farkımız olmadığı gerçeği yüzümüze şamar gibi vurulmakta çünkü bu durumdan hepimiz eşit derecede sorumluyuz maalesef komşuluk beşeri ilişkiler gelişen çağın ötekileştirmekerinden kaynaklanıyor ve daha az temas daha az sorumluluk vede bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın felsefesi.Bizler iyi kötü dostluklar yaşadık yeni nesil artık akraba ve takınlarını bile gün gelecek asansördeki komşunuz yerine koyacak.vah’ki vah

Cevap yaz